Tüm projeyi bir kenara atıp, 2-3 ay takılmak istediğim yer. Uçağım geç vakit geldiği için San Juan’da bir gece kaldım. Şehir de pek bir numara yoktu, varsaydı bile benim görmeye zamanım olmadı. Sabah otobüse binip Jaco denilen yere doğru yola çıktığımda manzaralar bir enteresanlaştı. Yeşiller üstüme üstüme patlamaya başladı.
Ja-Mon (yaa man) lafı herkesin dilinde. Herşey yolunda, rahat ol niyetine söyleniyormuş bu laf.
Tokyo’da biri daha bana katıldı. Ama işi kırıp geldiği için onunda ismini açıklıyamıyoruz. Artık birileri gelsin de videolara falan çıksın bıktım bu FBI kafası witness protection triplerinden. Neyse bu webisode yazısını kendisi yazdı. İçerik olarak katılmadığım yerler olsa da çok başarılı bir yazı olduğunu düşünüyorum. Birde kendine nickname bulamamış benden rica etti bir tane bulmamı.
Seul dünyanın en güvenli şehirlerinden biri, Korelilerde dünyanın en şeker ve yardımsever insanları olabilirler. Türklere de tapıyorlar.
Güzel kokulu liman demekmiş. O zamanlar tütsü fabrikaları varmış, şimdi kalmamış. Nerde o eski tütsü kokulu Hong Kong derler şimdi. Bir rivayete göre de bu liman şehrini İngilizler Çinlileri opium ile kandırıp almışlar.
Fotolar için tıklayın.
Anahtar kelimeler: dolmuş süsleme sanatı / öküz kuyruğu / ispanyol esintileri / at arabaları / volkan patlamaları / düşündürten insan manzaraları /
ÖNCE MANİLA NERESİ?
Filipinler… Bir kaç turizm acentasında lanse edilen sahil konseptli kareler dışında hiç bir çağrışım uyandırmayan ülkelerden biridir sanki. Başkent Manila da aynı şekilde işitsel ya da görsel herhangi bir kıpırdanma [...]
Fotolar için tıklayın.
Anahtar kelimeler: estetik ziyafet / pırıl pırıl / düzenin bale pabucu / hayvan resort’ta safari / maketsi havalar / rahat insanlar / ışıklı keyifler / şık seyirler
MAKETSEL DENEYİMLER
Yıllar yılı “yere bal dök yala” deyimi ile özdeşleşmiştir Singapur’un ne kadar temiz bir kent olduğuna dair anlatılar. Katılmamak ihtimal dışı ancak bir yandan da merak [...]
Fotolar için tıklayın.
Anahtar Kelimeler: Tropik İslam / Pirinçli Kültür Türlüsü / Beni kolonize etme, benle oynama / Yemek ve yemek / Batik / Misafirperveristan /
“MALEZYA’NIN KÜLTÜRÜ YOK!”
Sert bir başlık mı? Aslında yalnızca bir alıntı… Hem de orta yaşın üzerinde halis mulis bir Malezyalı’dan direkt aktarılmış ve şişirmeden çevrilmiş. Ne demek istediğini kavrayabilmek içinse önyargı vitesini [...]
Fotolar için tıklayın.
KO PHA NGAN
Fantastik bir kumsal, bol kepçe palmiye ve dip manzaralı deniz… Tamaaam, çekiyoruuz… Şık şık! Eveet kartpostalımız altına yazısını da koyunca tamam: Ko pha ngan. Kareye girmeyen diğer detaylar da ‘olacak gibi değil’ dedirtiyorsa günde en az üç-dört öğün, evet evet burası Ko pha ngan. Bungalowlar olsun, uygun fiyatlı iyi oteller olsun, [...]
Fotolar için tıklayın.
ÖNKAFA
Kule. Kalkış izni istiyoruz. Tamam.
Anti-paralize hormon kapakları açılsın. Tamam.
Algı reseptörleri tam kapasite ile devrede. Tamam.
3 2 1… Piyuww!!!
Yolluk: Bu web yazıtları ile 80 Günde 20 Alem’in fatihi Hakan’a sosyal geçitleri aralama heveslisi Balonkafa olarak eşlik ediyor olacağım. Şimdi söz, Bangkok kafasında!
Anahtar Kelimeler: gülen insanlar – budist yaklaşımlar – nefis tatlar – pazarlıklar [...]
Asya rotası hazır. Bu kıtada yaklaşık bir ay geçireceğim. Kim geliyor?
Cuma 4-12-09
Istanbul (IST) – Bangkok (BKK)
Varış 8:10 +1gün
7,884 km
Süre: 10’ 5’’ (aktarmalarla 11’ 35’’)
Salı 8-12-09
Bangkok-Penang-Kula Lumpur-Singapur
Tren ile Bangkok’tan Singapur. Aralarda otobüs ve feribot seferleri olacak. Yolculukta görülmesi planlanan yerler : Phuket, Ko Samui, Hat Yai, Penang, Kuala Lumpur ve Singapur. Bangkok-Singapur hiç durmandan gidilirse 48 [...]
80gunde20alem.com, bir multimedya seyahat günlüğü projesidir. Jules Verne’in klasikleşmiş “80 Günde Devrialem” romanının web projesi olarak yeniden yorumlanışıdır.
80 günde, 3 kıtada, Türkiye’den vize istemeyen 20 ülke gezilecek:
Asya(7 ülke) – Tayland / Malezya / Singapur / Filipinler / Hong Kong / Güney Kore / Japonya
Güney Amerika (9 ülke) – Kolombiya / Kosta Rika / Nikaragua / [...]
Tüm projeyi bir kenara atıp, 2-3 ay takılmak istediğim yer. Uçağım geç vakit geldiği için San Juan’da bir gece kaldım. Şehir de pek bir numara yoktu, varsaydı bile benim görmeye zamanım olmadı. Sabah otobüse binip Jaco denilen yere doğru yola çıktığımda manzaralar bir enteresanlaştı. Yeşiller üstüme üstüme patlamaya başladı.
Jaco’ya geldim. Bir Hostel ayarlamıştım internetten. (bakınız: hostel). Odayı görünce kalmaktan vazgeçtim çünkü pencere yoktu. Başka bir otel buldum. Zaten burda kalınacak yer ayarlamaya gerek yok gibi, Jaco’nun caddesinde şöyle bir aşağı yukarı gidildiğinde yer kolaylıkla kalınıcak yer bulunuyor. Otellerin ve hostellerin dışında cadde de sağlı sollu sörfçü dükkanları, küçük restoran ve kafeler var.
Otele yerleştikten sonra şöyle bir plaja iniyim dedim. Amanın plaj plaj değil başka bişey. Kumlar koyu gri, güneş kucağında batıcakmış hissi veren bir manzara, etrafta yeşil dağlar, tepeler falan ooooofffffff…
Ertesi gün bir Yağmur Ormanı atraksiyonuna gittim. Tramopy tur dedikleri bir olay. Tram dedikleri teleferik kılıklı şeyle tepelere çıkılıyor, sonra da canopylerle (halatalardan kayılarak) aşağıya iniliyor. Her ne kadar 3-5 kez halatlara bağlanılsa da, her tarafta bu işin ustası rehbeler olsa da korkuluyor…Dokuz tane uzunundan halat kay kay bitmedi.
Yağmur ormanlarındaki adrenalini bir daha bulmak mümkün değil diye düşünüyordum. Sörf dersi için hocamız Alberto ve yaveri Nacho ile dalgaların en elverşli olduğu plaja gittik. Önce karada alınan 20 dakikalık teori dersinden sonra herkes sörf tahtasının kordonunu sol ayak bilekleğine bağladı ve okyanusa doğru koşturdu. İlk deneme başarısızdı. Ancak her ne kadar sörf tahtasının üzerinde titriyerek durduysam da, olayın tadı damağımda kaldı.
Kesinlikle tekrar gelinecek…