İçinizdeki turisti seveceksiniz…
Turist ve gezginlerin aynı deneyimlerini paylaşabilecekleri tek yer burası olabilir. Turist olmak burda sizi hiç rahatsız etmeyecek. Roma’da kendinizi bırakın ve içinizdeki turisti serbest bırakın.
“Ya başına bişiii gelirse” sorusunun gerçek hayata geçtiği yer. Başıma bişey geldi ve soyuldum. Ama Cape Town herşeye rağmen olağan üstü biryer. Bakalım dünya kupasında nasıl olaylar çıkacak…
Corcovado’ya çıkarak hemen hemen her Roman Emmerich filminde yerlebir olan Cristo Redentor’ü kendi gözlerimizle gördük. Ille Grande adasına giderek hayatımızda girdiğimiz en sıcak denize girdik.
…bir iki gün gecikmeli Montevideo’ya gelmem bile iyidir. Neyse IDO Istanbul-Bandırma deniz otobüsünün tıpkısının aynısıyla BS AS’ten Montevideo’ya yaklaşık üç saatte geldim. Otele gittim, hemen öğleden sonra vardiyası şehir turu aldım, otele döndüm ve ertesi sabah hava alanına gittim.
Buenos Aires gördüğüm diğer Güney Amerika şehirlerine benzemiyor, şahsına münasır bir yer. Kelime dağarcığım yetse anlatacağım nasıl bir yer olduğunu…Gelip görülmesi gereken bir yer. Ne kadar turistik olsada bir tango şovuna gidip bir şişe Malbec içilmesi, Recolta’da Evita Peron’un şaşırtıcı küçüklükte mezarının görülmesi, pazar günü San Telmo sokaklarında dolaşılması, Palermo’da bir kafede oturup ekstravaganza boyutta bir şişe bira içilmesi gereken bir yer.
Farkında olmadan Santiago’nun enteresan bohem muhiti Bellavista’ya gelmişim. Fransız esintileri kafeler ve binalardan hemen seziliyor.
Guayaquil bana Venezualla sonrası dünyanın en güvenli şehri gibi geldi. Karakas’ta havuz & otel kombinasyonu iyiydi ama sokaklarda aval aval dolanmak gibisi yok. Otel odasının kapısından eşyalarımı fırlattığım gibi kendimi attım Guayaquil sokaklarına.
Eskiden turistlerin fidye için kaçırıldığı Bogota turizme ve turistlere karşı yeni bir şans için tüm olanaklarını zorluyor anladığım kadarıyla. Bedava şehir turları, kısmen ingilizce bilen güvenlik görevelileri ve hemen hemen her yerde turist ofisleri falan…Açıkçası şaşırdım. Beklentim düşük diye herhalde. Yinede el kol sallaya sallaya, laylaylom laylaylom, elinde fotoğraf makineleri falan sokaklarda dolaşmak çok zekice olmaz.
Tüm projeyi bir kenara atıp, 2-3 ay takılmak istediğim yer. Uçağım geç vakit geldiği için San Juan’da bir gece kaldım. Şehir de pek bir numara yoktu, varsaydı bile benim görmeye zamanım olmadı. Sabah otobüse binip Jaco denilen yere doğru yola çıktığımda manzaralar bir enteresanlaştı. Yeşiller üstüme üstüme patlamaya başladı.
Ja-Mon (yaa man) lafı herkesin dilinde. Herşey yolunda, rahat ol niyetine söyleniyormuş bu laf.
Tokyo’da biri daha bana katıldı. Ama işi kırıp geldiği için onunda ismini açıklıyamıyoruz. Artık birileri gelsin de videolara falan çıksın bıktım bu FBI kafası witness protection triplerinden. Neyse bu webisode yazısını kendisi yazdı. İçerik olarak katılmadığım yerler olsa da çok başarılı bir yazı olduğunu düşünüyorum. Birde kendine nickname bulamamış benden rica etti bir tane bulmamı.
Seul dünyanın en güvenli şehirlerinden biri, Korelilerde dünyanın en şeker ve yardımsever insanları olabilirler. Türklere de tapıyorlar.
Güzel kokulu liman demekmiş. O zamanlar tütsü fabrikaları varmış, şimdi kalmamış. Nerde o eski tütsü kokulu Hong Kong derler şimdi. Bir rivayete göre de bu liman şehrini İngilizler Çinlileri opium ile kandırıp almışlar.
Fotolar için tıklayın.
Anahtar kelimeler: dolmuş süsleme sanatı / öküz kuyruğu / ispanyol esintileri / at arabaları / volkan patlamaları / düşündürten insan manzaraları /
ÖNCE MANİLA NERESİ?
Filipinler… Bir kaç turizm acentasında lanse edilen sahil konseptli kareler dışında hiç bir çağrışım uyandırmayan ülkelerden biridir sanki. Başkent Manila da aynı şekilde işitsel ya da görsel herhangi bir kıpırdanma [...]
Fotolar için tıklayın.
Anahtar kelimeler: estetik ziyafet / pırıl pırıl / düzenin bale pabucu / hayvan resort’ta safari / maketsi havalar / rahat insanlar / ışıklı keyifler / şık seyirler
MAKETSEL DENEYİMLER
Yıllar yılı “yere bal dök yala” deyimi ile özdeşleşmiştir Singapur’un ne kadar temiz bir kent olduğuna dair anlatılar. Katılmamak ihtimal dışı ancak bir yandan da merak [...]
Fotolar için tıklayın.
Anahtar Kelimeler: Tropik İslam / Pirinçli Kültür Türlüsü / Beni kolonize etme, benle oynama / Yemek ve yemek / Batik / Misafirperveristan /
“MALEZYA’NIN KÜLTÜRÜ YOK!”
Sert bir başlık mı? Aslında yalnızca bir alıntı… Hem de orta yaşın üzerinde halis mulis bir Malezyalı’dan direkt aktarılmış ve şişirmeden çevrilmiş. Ne demek istediğini kavrayabilmek içinse önyargı vitesini [...]
Fotolar için tıklayın.
KO PHA NGAN
Fantastik bir kumsal, bol kepçe palmiye ve dip manzaralı deniz… Tamaaam, çekiyoruuz… Şık şık! Eveet kartpostalımız altına yazısını da koyunca tamam: Ko pha ngan. Kareye girmeyen diğer detaylar da ‘olacak gibi değil’ dedirtiyorsa günde en az üç-dört öğün, evet evet burası Ko pha ngan. Bungalowlar olsun, uygun fiyatlı iyi oteller olsun, [...]
Fotolar için tıklayın.
ÖNKAFA
Kule. Kalkış izni istiyoruz. Tamam.
Anti-paralize hormon kapakları açılsın. Tamam.
Algı reseptörleri tam kapasite ile devrede. Tamam.
3 2 1… Piyuww!!!
Yolluk: Bu web yazıtları ile 80 Günde 20 Alem’in fatihi Hakan’a sosyal geçitleri aralama heveslisi Balonkafa olarak eşlik ediyor olacağım. Şimdi söz, Bangkok kafasında!
Anahtar Kelimeler: gülen insanlar – budist yaklaşımlar – nefis tatlar – pazarlıklar [...]
80gunde20alem.com, bir multimedya seyahat günlüğü projesidir. Jules Verne’in klasikleşmiş “80 Günde Devrialem” romanının web projesi olarak yeniden yorumlanışıdır.
80 günde, 3 kıtada, Türkiye’den vize istemeyen 20 ülke gezilecek:
Asya(7 ülke) – Tayland / Malezya / Singapur / Filipinler / Hong Kong / Güney Kore / Japonya
Güney Amerika (9 ülke) – Kolombiya / Kosta Rika / Nikaragua / [...]
Kolombiya
Eskiden turistlerin fidye için kaçırıldığı Bogota turizme ve turistlere karşı yeni bir şans için tüm olanaklarını zorluyor anladığım kadarıyla. Bedava şehir turları, kısmen ingilizce bilen güvenlik görevelileri ve hemen hemen her yerde turist ofisleri falan…Açıkçası şaşırdım. Beklentim düşük diye herhalde. Yinede el kol sallaya sallaya, laylaylom laylaylom, elinde fotoğraf makineleri falan sokaklarda dolaşmak çok zekice olmaz.
Kamerayı çıkardığınızda bir görevli veya iyi bir vatandaş yanınıza gelip “onu çıkardığın yere sok hareketi” yapıyor. Herkes dolanırken kameranızı yanınıza almamanız için uyarılarda bulunuyor. Proje için kötü tabi…Bende kameraları normal bir sırt çantasına koyup kuytu yerlerde çekim yapmayı denedim. Tedirginlikle yapılan çekimlerden pek tatmim olmadım açıkçası ama yine de Bogota’dan güzel görüntüler var. Her zaman benim maymunluklarımı çekilecek diye bir kuralda yok sanırım…
İlk gün Monserrat denilen tepeye çıktım. Teleferikle çıkılan bu son derece turistik atraksiyonda şehri şöyle bir tepeden izliyorsunuz. Zannedersem Güney Amerika’daki büyük şehirlerin olayı bu. Hep bir tepelerde manzara izlemelik bir yer ve dinsel atraksiyonlar var. Burada rahat çekim yapmak mümkün oldu.
Ertesi gün La Calederia’da (Bogota’nın tarihi mahallesi) yürüyüş turuna güvenlik görevlisi/rehber eşliğinde çıktım. Bu turu Bogota belediyesi turistlere bedava sunuyor. Bedava olmasının dışında iki güvenlik görevlisi eşliğinde olması daha iyi bir durum. Bu bölgede video çekmenize izin vermiyorlar sadece fotoğraf…
Yarım gün süren yürüyüşten sonra otel görevlisi tutturdu Salt Cathedral’ı görmelisin diye. Adamın ısrarları beni merak içerisine düşürdü. Bende gittim gördüm. Gördüğüm en palavradan turistik atraksiyondu açıkçası. Eski tuz madenini katedrale çevirmişler. Yerin dibini haç ve Incil’den suretlerle süsleyerek para tuzağına çevirmişler.
Akşam Zona Rosa’ya gittim. Uyarılara karşı keşke kameramı yanıma alsaydım dediğim yer çünkü güvenlikte pek bir sıkıntı görmedim. Sağlı sollu kafe, bar ve klüplerin olduğu bu yer Bogota’nın en iyi bölgesi bence.
Venezuela
Neden geldim bu Karakas’a. Karakas şu anda Güney Amerika’nın hatta dünyanın en tehlikeli şehirlerinden biri. Turist kaçırıp, fidye istemek bir takim insanları mesleği haline gelmiş durumda. Aslında Los Roques’e gidecektim ama uçakta yer bulamadım. Plansız seyehat etmenin azizliğine uğradım.
O kadar da kötü değildi. Las Mercedes bölgesinde güzel bir otele yerleşip tatil içinde tatil yaptım denebilir. Dışarı çıkmak istediğimde otel görevlilisi kolumdan tutup, dışarı çıkmamam için yalvardı. Yalvarmadıda şunu dedi:
Hey amigo, this is Caracas you know… It is not the safest place…
Dışarı çıktım tabi ama cebimde sadece 10 dolar ve pasaportumun fotokopisiyle…
Turistler için döviz kuru yerlilere göre farklı. Bu yüzden döviz karaborsası sektörü oluşmuş. Hava alanına iner inmez döviz karaborsacıları yanınızda beliriyor.
Aman dikkat edin derim eğer yolunuz düşerse buraya…