KENYA

KENYA

Nairobi-Mombasa bitmek bilmeyen tren yolcuğu…

GÜNEY AFRİKA

GÜNEY AFRİKA

“Ya başına bişiii gelirse” sorusunun gerçek hayata geçtiği yer. Başıma bişey geldi ve soyuldum. Ama Cape Town herşeye rağmen olağan üstü biryer. Bakalım dünya kupasında nasıl olaylar çıkacak…

BREZİLYA

BREZİLYA

Corcovado’ya çıkarak hemen hemen her Roman Emmerich filminde yerlebir olan Cristo Redentor’ü kendi gözlerimizle gördük. Ille Grande adasına giderek hayatımızda girdiğimiz en sıcak denize girdik. 


URUGUAY

URUGUAY

…bir iki gün gecikmeli Montevideo’ya gelmem bile iyidir. Neyse IDO Istanbul-Bandırma deniz otobüsünün tıpkısının aynısıyla BS AS’ten Montevideo’ya yaklaşık üç saatte geldim. Otele gittim, hemen öğleden sonra vardiyası şehir turu aldım, otele döndüm ve ertesi sabah hava alanına gittim.

ARJANTİN

ARJANTİN

Buenos Aires gördüğüm diğer Güney Amerika şehirlerine benzemiyor, şahsına münasır bir yer. Kelime dağarcığım yetse anlatacağım nasıl bir yer olduğunu…Gelip görülmesi gereken bir yer. Ne kadar turistik olsada bir tango şovuna gidip bir şişe Malbec içilmesi, Recolta’da Evita Peron’un şaşırtıcı küçüklükte mezarının görülmesi, pazar günü San Telmo sokaklarında dolaşılması, Palermo’da bir kafede oturup ekstravaganza boyutta bir şişe bira içilmesi gereken bir yer.

ŞİLİ

ŞİLİ

Farkında olmadan Santiago’nun enteresan bohem muhiti Bellavista’ya gelmişim. Fransız esintileri kafeler ve binalardan hemen seziliyor.

EKVATOR

EKVATOR

Guayaquil bana Venezualla sonrası dünyanın en güvenli şehri gibi geldi. Karakas’ta havuz & otel kombinasyonu iyiydi ama sokaklarda aval aval dolanmak gibisi yok. Otel odasının kapısından eşyalarımı fırlattığım gibi kendimi attım Guayaquil sokaklarına.

KOLOMBİYA & VENEZUELA

KOLOMBİYA & VENEZUELA

Eskiden turistlerin fidye için kaçırıldığı Bogota turizme ve turistlere karşı yeni bir şans için tüm olanaklarını zorluyor anladığım kadarıyla. Bedava şehir turları, kısmen ingilizce bilen güvenlik görevelileri ve hemen hemen her yerde turist ofisleri falan…Açıkçası şaşırdım. Beklentim düşük diye herhalde. Yinede el kol sallaya sallaya, laylaylom laylaylom, elinde fotoğraf makineleri falan sokaklarda dolaşmak çok zekice olmaz.

KOSTA RİKA

KOSTA RİKA

Tüm projeyi bir kenara atıp, 2-3 ay takılmak istediğim yer. Uçağım geç vakit geldiği için San Juan’da bir gece kaldım. Şehir de pek bir numara yoktu, varsaydı bile benim görmeye zamanım olmadı. Sabah otobüse binip Jaco denilen yere doğru yola çıktığımda manzaralar bir enteresanlaştı. Yeşiller üstüme üstüme patlamaya başladı.

JAMAİKA

JAMAİKA

Ja-Mon (yaa man) lafı herkesin dilinde. Herşey yolunda, rahat ol niyetine söyleniyormuş bu laf.

JAPONYA

JAPONYA

Tokyo’da biri daha bana katıldı. Ama işi kırıp geldiği için onunda ismini açıklıyamıyoruz. Artık birileri gelsin de videolara falan çıksın bıktım bu FBI kafası witness protection triplerinden. Neyse bu webisode yazısını kendisi yazdı. İçerik olarak katılmadığım yerler olsa da çok başarılı bir yazı olduğunu düşünüyorum. Birde kendine nickname bulamamış benden rica etti bir tane bulmamı.

GÜNEY KORE | SEUL

GÜNEY KORE | SEUL

Seul dünyanın en güvenli şehirlerinden biri, Korelilerde dünyanın en şeker ve yardımsever insanları olabilirler. Türklere de tapıyorlar.

HONG KONG

HONG KONG

Güzel kokulu liman demekmiş. O zamanlar tütsü fabrikaları varmış, şimdi kalmamış. Nerde o eski tütsü kokulu Hong Kong derler şimdi. Bir rivayete göre de bu liman şehrini İngilizler Çinlileri opium ile kandırıp almışlar.

FİLİPİNLER

FİLİPİNLER

Fotolar için tıklayın.
Anahtar kelimeler: dolmuş süsleme sanatı / öküz kuyruğu / ispanyol esintileri / at arabaları / volkan patlamaları / düşündürten insan manzaraları /
ÖNCE MANİLA NERESİ?
Filipinler… Bir kaç turizm acentasında lanse edilen sahil konseptli kareler dışında hiç bir çağrışım uyandırmayan ülkelerden biridir sanki. Başkent Manila da aynı şekilde işitsel ya da görsel herhangi bir kıpırdanma [...]

SİNGAPUR

SİNGAPUR

Fotolar için tıklayın.
Anahtar kelimeler: estetik ziyafet / pırıl pırıl / düzenin bale pabucu / hayvan resort’ta safari / maketsi  havalar / rahat insanlar / ışıklı keyifler / şık seyirler
MAKETSEL DENEYİMLER
Yıllar yılı “yere bal dök yala” deyimi ile özdeşleşmiştir Singapur’un ne kadar temiz bir kent olduğuna dair anlatılar. Katılmamak ihtimal dışı ancak bir yandan da merak [...]

MALEZYA

MALEZYA

Fotolar için tıklayın.
Anahtar Kelimeler: Tropik İslam / Pirinçli Kültür Türlüsü / Beni kolonize etme, benle oynama / Yemek ve yemek / Batik / Misafirperveristan /
“MALEZYA’NIN KÜLTÜRÜ YOK!”
Sert bir başlık mı? Aslında yalnızca bir alıntı… Hem de orta yaşın üzerinde halis mulis bir Malezyalı’dan direkt aktarılmış ve şişirmeden çevrilmiş. Ne demek istediğini kavrayabilmek içinse önyargı vitesini [...]

TAYLAND | KO PHA NGAN & PHUKET

TAYLAND | KO PHA NGAN & PHUKET

Fotolar için tıklayın.
KO PHA NGAN
Fantastik bir kumsal, bol kepçe palmiye ve dip manzaralı deniz… Tamaaam, çekiyoruuz… Şık şık! Eveet kartpostalımız altına yazısını da koyunca tamam: Ko pha ngan. Kareye girmeyen diğer detaylar da ‘olacak gibi değil’ dedirtiyorsa günde en az üç-dört öğün, evet evet burası Ko pha ngan. Bungalowlar olsun, uygun fiyatlı iyi oteller olsun, [...]

TAYLAND | BANGKOK

TAYLAND | BANGKOK

Fotolar için tıklayın.
ÖNKAFA
Kule. Kalkış izni istiyoruz. Tamam. 
Anti-paralize hormon kapakları açılsın. Tamam.
Algı reseptörleri tam kapasite ile devrede. Tamam.
3 2 1… Piyuww!!!
Yolluk: Bu web yazıtları ile 80 Günde 20 Alem’in fatihi Hakan’a sosyal geçitleri aralama heveslisi Balonkafa olarak eşlik ediyor olacağım. Şimdi söz, Bangkok kafasında!
Anahtar Kelimeler: gülen insanlar – budist yaklaşımlar – nefis tatlar – pazarlıklar [...]

80gunde20alem.com Ne?

80gunde20alem.com Ne?

80gunde20alem.com, bir multimedya seyahat günlüğü projesidir. Jules Verne’in klasikleşmiş  “80 Günde Devrialem” romanının web projesi olarak yeniden yorumlanışıdır.
80 günde, 3 kıtada, Türkiye’den vize istemeyen 20 ülke gezilecek:
Asya(7 ülke) – Tayland / Malezya / Singapur / Filipinler / Hong Kong / Güney Kore / Japonya
Güney Amerika (9 ülke) – Kolombiya / Kosta Rika / Nikaragua / [...]

ŞİLİ


chile

Santiago

Geldiğim gece sanayi sitesi kılıklı bir mahallede kaldım. Otel güzeldi ama etrafta doğal olarak hiçbirşey yoktu. Ertesi gün şehir merkezinde kalacak biryer bulmak üzere otelden ayrıldım. Lonley Planet’ten gözüme bir yer kestirdim ama otele gittiğimde yer kalmadığını söyleyen resepsiyon görevlisi görünümüdeki şahıs ağır güney amerikalı şivesiyle ingilizce “şu tarafa doğru yürürsen kalacak biryer bulursun” gibi bir şey dedi. Sırtımda backpack göğsümde sırt çantası Plaza  İtalia’da sağlı sollu yürümeye başladım. Karşıma enteresan bir butik otel çıktı, hava sıcak ve yüküm ağır olduğu için çok fazla düşünmeden odayı tuttum.

Farkında olmadan Santiago’nun enteresan bohem muhiti Bellavista’ya gelmişim. Fransız esintileri kafeler ve binalardan hemen seziliyor. Otele eşyalarımı koyduktan sonra resepsiyondaki kıza yakınlarda nereye gidilir diye sordum. Günlerdir bu soruyu beklemiş gibi nefes bile almadan ve hiçbirşey sormadan anlatmaya başladı:

-İlk Parque Metropolitano’ya git,
-Teleferiği alıp Cerro San Cristobal’a çık ve şehire bir tepeden bak,
-Aşağı in ve Plaza Italia’daki parka git,
-Parkın kenarındaki Emporio La Rosa’dan bir dondurma ye.

Kızın önerisine harfi harfine uydum. Yaklaşık 45 dakika beklediğim dondurmacıda hayatımın dondurmasını yedim.

Akşam Anita’nın arkadaşı Gustavo ile buluştuk. Gustavo beni Bellavista’da arkadaşlarının çalıp sölediği bir bara götürdu. Grubun üylerinden biri Mapuche ırkındanmış. Kendi dilinde bir şiir okudu. La Revolucion kelimesi sözlerde gereğinden fazla vardı sanki. Her ne kadar anlamasamda politik mesajlar içeriyordu gibi geldi bana. Neyse müziğini dinlemek isteyenler buraya tıklasın.

Santigo büyük bir şehir, gez gez bitmez. Santiago’yu dolaşmak için en mantıklı hareket genelde turizmi gelişmiş şehirlerde olan, kırmızı ve iki katlı otobüsler (Hop on – Hop off) mantıklı olur. Mercado Central yani merkezdeki pazarda akıllara ziyan bir deniz ürünü tabağı yedim. Garson iki kişilik yemeği önerdi, aklınca beni kazıklamaya çalıştı yani. Devasal tabağı bitirince gözlerine inanamadı adam. Bende içimden ulen dünyayı yedim senin iki kişilik deniz ürünleri tabağın benim için çerez demeyi ispanyolca çok demek isterdim.

Ertesi gün Valparaiso/ Vina del Mar kombinasyon gezisi yaptım. Valparaiso güzel ve tarihi bir şehir. Rengarenk evler var. Liman şehri olmasından kaynaklanıyor. Nedeni de belki gereksiz bir detay ama gemilerin artan boyalarından evleri boyadıkları içinmiş…

Vina del Mar iyi, hoş güzel ama denizi öyle böyle soğuk değil. Su yaklaşık 13 derece. Ben girerim umrumda olmaz diye inat ettim ama yapamadım. Burası için daha iyi deniz kenarları gördüm diyebilirim. Gezi Moai görerek bitti.

What’s in your heeeeeeeeeead?

Son dakika gitmeye karar verdiğim konserden görüntüleri izlemek isteyenler nahanda buraya tıklasın.

One Response to “ŞİLİ”

  1. Gustavo Says:

    hahaha cool!

Yormadan Yorum Yaz